25 Kasım, dünyada kadına yönelik şiddetle mücadelede ortak
bir duruşun simgesi olarak kabul edilmektedir. Birleşmiş Milletler tarafından
resmileştirilen günün kökeni, 1960 yılında Dominik Cumhuriyeti’nde diktatörlüğe
karşı direnen Mirabal Kardeşler’in anısına dayanmaktadır.
Bugün, yalnızca tarihsel bir hatırlatma değil; şiddetin her türüne karşı
küresel bir farkındalık çağrısıdır. Aynı zamanda “Orange the World – Dünyayı
Turuncuya Boya” kampanyasının da başlangıcıdır ve bu kampanya 10 Aralık’a kadar
süren 16 Günlük Aktivizm döneminin temelini oluşturur.
Bu kapsamda kullanılan #NoExcuse ifadesi, kadına yönelik şiddetin hiçbir koşul altında mazur görülemeyeceğini açıkça ortaya koyan bir yaklaşımdır. Fiziksel, psikolojik, ekonomik, dijital ya da cinsel; adı ne olursa olsun, şiddetin her türü bir insan hakkı ihlalidir. Toplumda çoğu zaman normalleştirilen, görünmezleşen ya da “nedenleri” üzerinden konuşulan davranışların aslında açık bir şiddet biçimi olduğunu hatırlatmayı amaçlayan bu duruş, kurum olarak benimsediğimiz sıfır tolerans politikasının da temelini oluşturur.
Kadına yönelik şiddet çok farklı biçimlerde karşımıza çıkabilir. Bunların tamamı, bir ihlal niteliği taşır:
Bu türlerin her biri, kadının özgürlüğünü, güvenliğini ve yaşam hakkını tehdit eder. Bu nedenle, şiddetin görünür kılınması ve tanımlanması, mücadelede ilk adımdır.
Destek mekanizmalarının varlığı ve erişilebilirliği bu noktada büyük önem taşır. ALO 183 hattı, acil durum numaraları, ŞÖNİM (Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri) ve baroların kadın hakları birimleri, kadınlara hukuki, psikolojik ve sosyal destek sunan önemli yapılardır. Bunun yanında, tehdit içeren durumlarda gecikmeden yardım istemek, güven duyulan kişilerle iletişim kurmak, delil niteliği taşıyan içerikleri saklamak ve şiddetin hiçbir biçimini hafife almamak, bireysel olarak atılabilecek kritik adımlardır. Özellikle dijital alanlar için alınacak güvenlik önlemleri de artık bu mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır.
25 Kasım ve 16 Günlük Aktivizm sürecinde, kurum olarak
amacımız; toplumsal farkındalığı artırmak, kamuoyunda duyarlılığı güçlendirmek
ve tüm kadınların özgür, eşit ve güven içinde yaşayabilmesine katkıda
bulunmaktır.
Sporun birleştirici gücüne inanarak; sporcularımız, çalışanlarımız ve taraftarlarımızla birlikte “şiddetin hiçbir bahanesi yoktur” ilkesinin altını net bir şekilde çiziyoruz. Dayanışmayı büyütmek ve şiddetsiz bir gelecek için sorumluluk almak, bu dönemdeki tüm faaliyetlerimizin ortak paydasını oluşturuyor.